Kamuoyunda Bilim Araştırma Vakfı Davası olarak bilinen dava hakkında Yerel Mahkeme tarafından karar verilmiş bulunup, dosya şu an itibariyle temyiz incelemesi amacıyla Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin huzurunda yer almaktadır.
8 YIL SÜREN BAV DAVASINDA YARGILANAN KİŞİLERE SAVUNMA HAKKI TANINMAMASI BOZMA GEREKÇESİDİR
BAV Davası’nın başladığı 07.04.2000 tarihinden karar aşamasına kadar geçen 8 yıllık süre içerisinde BAV Davası sanıklarına hiçbir savunma hakkı tanınmamıştır. Dosyayı ele alan son mahkeme olan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi de sanıklardan hiçbir savunma istemeden ve almadan karar vermiş, savunma avukatlarının SAVUNMA HAZIRLAMA taleplerini dahi reddetmiştir.
CMK.nun 289/1h. maddesi mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olmasını “hukuka kesin aykırılık” olarak tanımlamıştır. BAV Davası’nda ise “savunma hakkının kısıtlanması” bir yana “savunma hakkının hiç verilmemesi” söz konusu olmuştur.
Yargıtay içtihadları da savunma hakkı verilmemesini yasaya mutlak aykırılık olarak nitelendirmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2006/17-293 E., 2006/285 K. ve 05.12.2006 tarih sayılı içtihadı şu şekildedir:
| ... evrak üzerinde yapılan değerlendirme sonucunda... cezalandırılmasına karar verilmesi savunma hakkının bütünüyle ortadan kaldırılması sonucunu doğurduğundan, YASAYA MUTLAK AYKIRILIK OLUŞTURMAKTA... Açıklanan nedenlerle,... dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine ... karar verildi. |
Kanunlarımıza ve Yargıtay içtihadlarına göre Yerel Mahkemenin BAV Davası sanıklarına savunma hakkı tanımaması, davamızda BOZMA SEBEPLERİ arasında yer almaktadır.
BAV DAVASINDA YARGILAMANIN ALENİYETİ İLKESİNİN İHLAL EDİLMESİ MUTLAK BOZMA GEREKÇESİDİR
Bilim Araştırma Vakfı Davası’nın bütün duruşmaların bütün ara kararlarında aleniyet ilkesi ihlal edilmiştir. Yerel Mahkeme ara karar vereceği zamanlarda duruşma salonunu tamamen boşaltmıştır. Cumhuriyet savcısını, sanıkları, müdafileri, müdahilleri, müdahil vekillerini ve tüm dinleyicileri duruşma salonundan çıkarmıştır. Ara kararları yazdırdıktan sonra tüm tarafları duruşma salonuna tekrar alarak duruşmaya devam etmiş ya da duruşmayı sonlandırmıştır.
Halbuki, Anayasamızın “Duruşmaların Açık ve Kararların Gerekçeli Olması” başlıklı 141. maddesi ve CMK.nun “Duruşmanın Açıklığı” başlıklı 182. maddesi duruşmaların herkese açık olduğunu belirtmektedir. CMK.nun 289/1f. maddesi de duruşmalardaki açıklık ilkesinin ihlalini “hukuka kesin aykırılık” olarak nitelemiştir.
Yargıtay’ın bu hususla ilgili almış olduğu kararlar da koşulları bulunmadığı halde duruşmaların kapalı olmasını açık bir bozma nedeni olarak göstermiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2007/6-40 E., 2007/50 K. ve 27.02.2007 tarihli içtihadı aynen şu şekildedir:
5271 sayılı CMK.nun 182. maddesinde ... Anayasa hükmüne uygun olarak duruşmaların açık yapılacağı belirtilmiş ...
... yargılamanın gizli yapılması 5271 sayılı CMK.nun 182. ... maddelerine AYKIRIDIR.
Hükmün ... açık yargılama yapılması yerine, koşulları bulunmadığı halde gizli yargılama yapılması isabetsizliğinden BOZULMASINA... |
Yerel Mahkemenin bütün uygulamalarına saygılıyız, ancak BAV Davası’nın bazı bölümlerinde “duruşmanın açıklığı” ilkesinin ihlal edildiğinin kamuoyu tarafından bilinmesinde yarar görmekteyiz.
YEREL MAHKEMENİN, BAV DAVASINDAKİ İKİ FARKLI YARGITAY İLAMI ARASINDAKİ ÇELİŞKİYİ GİDERMEDEN HÜKÜM KURMASI BOZMA NEDENİDİR
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 17.05.2007 tarihinde Yerel Mahkeme’nin zamanaşımı kararını bozarken bu davada 4422 sayılı yasanın ihlali bulunduğunu öne sürmüştür. Bu karardan tam 5 ay sonra Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 09.10.2007 tarihinde, BAV Davası’nda 4422 sayılı yasa ihlali bulunmadığını kabul eden bir karar vermiştir.
Şu durumda Yargıtay’ın bir dairesi “bu davada 4422 ihlali var” derken, diğer bir dairesi “bu davada 4422 ihlali yok” demiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin kararı davanın Geniş Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde 4422 sayılı yasadan görülmesini gerektirirken, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin kararı davanın İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinde TCK 313. maddeden görülmesini gerektirmiştir.
Bu açık bir çelişkidir. Yargıtay’ın iki ayrı dairesi iki ayrı karar vermiştir. Bunlardan birisinin uygulanması diğerinin ihlali manasına gelmektedir.
Yerel Mahkeme’nin bu çelişkiyi gidermesi gerekirdi. Bunun da çözüm yolu Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun hakemliğine başvurmaktı. CMK.nun 308. maddesi böyle durumlarda Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na başvurulabileceğini belirtmektedir.
Sanıklar mahkemeden iki Yargıtay kararı arasındaki çelişkinin giderilmesini istemişlerdir. Ama mahkeme bunu reddetmiştir. Oysaki eğer Ceza Genel Kurulu’nun hakemliğine başvurulsaydı, belki de Genel Kurul, Yerel Mahkeme’nin uygulamasının tam zıttı bir karar verecekti. O zaman da davanın sonucu çok farklı olacaktı. Bu nedenle Yerel Mahkeme’nin iki ayrı Yargıtay dairesinin kararları arasındaki çelişkiyi gidermeden dosya hakkında karar vermesi BOZMA NEDENİDİR.
Burada ifade edilen bozma gerekçeleri BAV Davası’nda yaşanan olaylardan sadece bir kısmıdır. Ancak elbette takdir Yüce Mahkemenindir ve BAV Camiası mensupları Sayın Mahkemenin verdiği her karara saygılıdır.
KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR.
C. Sedat Altan – Bilim Araştırma Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı 16 Kasım 2009
|